Sunday, April 13, 2014

Her yerde biten yorumcular

Sektörde bir yerlere gelmek için her yolu mübah sayan bir kesim vardı. Sonra bunlar kendi kınadıkları iş yerlerine girip en alt kademe elemanı oldular, böylece artık development bile yapmıyorlar. Ama bu kişiler eskiden beri rakiplerinin işlerine sitelerine abuk subuk saldırılar düzenlerlerdi, orda burda kötülemekle uğraşırlardı. Sanki kendileri en kral developer en kral yazılımcıydı! Bakıyorum hala kendini beğenmiş üsluplarından hiçbir şey kaybetmemişler. Gelmişler hala Türkiye'de yapılan en güzel girişimcilik örneklerinin hepsine tek tek yorum bırakıyorlar. Nerede güzel bir girişimcilik yazısı okusam hemen altında bit gibi türüyorlar. Kendileri sabit ve sıkıcı bir hayat sürdükleri için başkaları da onlar gibi olsun, pes etsin istiyorlar. Yardıracak konu çok nasılsa, bir giriyorlar adamların iş modelinden, rss'sinin özet göstermemesinden ya da page rank'inden. Adamlar çalışıyor geliştiriyor sonuçta. Yeni bir ufuk açmaya çalışıyorlar. Bu sığ fikirli sabit gelirli arkadaşlar da gelip uzmanmış gibi saçma sapan yorum bırakıyorlar. Kendi penceresi kapalı olanlar, penceresi açık kişilere hem kızar hem de onları kıskanırmış. Başka ne diyeyim.

Dipnot: Yazdıkları yorumların benle hiç alakası yok, ama kendi sektörümdeki böcekleri görüp ezmek gibi bir misyon edindim.

***

Saturday, April 5, 2014

Bilimsel Gelişmeler Engelleniyor

Radio dalgaları 1930'larda bulunuyor. Ama hiçkimse çıkarlarına zarar gelmesin diye desteklemiyor. Sadece ses değil her türlü datayı gönderebildiklerini fark ediyorlar. Yani internet bir nevi ortaya çıkıyor. Özellikle Nicola Tesla'nın radyo dalgaları üzerindeki deneyleri bir sürü şeyi ortaya çıkartıyor. Sonra Nicola Tesla kablosuz telsizi ve ardından kablosuz iletilebilen elektriği de buluyor. Elektrik dağıtıcıları ve kablo üreticileri bu teknolojinin ortaya çıkmasından rahatsız oluyorlar ve engelliyorlar.

Siyah beyaz TV 1950'lerde piyasaya çıkıyor, sonra FM radyo çıkıyor. Bu esnada 1960'lara geliniyor. Uzaya uydu atılıyor. İnternet çoktan keşfedilmiş olunuyor, arpa net çıkıyor. Aslında wi-fi de çoktan bulunmuş ama hasır altı edilmiş. Yaygınlaşmasın diye destek vermiyorlar yine engelliyorlar. Sebebi ise mikrodalga'nın ve TV'nin yeni keşfi ve bunların satışından gelecek paralar. Önce bu teknolojileri bir satalım sonra bakarız diyorlar.

Kablosuz telefon 1980'lerde çıkıyor ortaya. Sonra hücresel telefon çıkıyor. Ses iletimi konusunda ne kadar çok şey satarsak o kadar iyi diyorlar. Halbuki aynı teknoloji ile her data gönderilebiliyor, text mesajı, media, resim. Ama piyasaya hemen sürmüyorlar.

Taa 1990'da wi-fi açıklanıyor. Tabii ki yaygınlaşması 2000'lerden sonra oluyor.

2000'lere geldik hala açıklanmayan ve yaygınlaşmayan teknolojiler var. Tesla'ya o gün kablosuz elektrik iletimi konusunda destek verilseydi, bugün herkesin evinde bedeva elektrik olacaktı. Tesla'nın ve diğer bilim adamlarının bütün yazdıkları şeylere devlet el koymuş ve bekletiyor. Ne zaman halk bir şeyi tüketip de yenisini isterse o zaman piyasaya sürüyorlar. Wi-fi de aynen böyle olmuş. Önce telefon hattı üzerinden internet, sonra dsl. En son wi-fi. Halbuki 80 yıl önce bilime yeterli yatırım yapılsa şu anda herkes daha refah düzeyi yüksek, daha farklı bir çağda yaşayacaktı.

Belki ışınlanma da bulundu ama hasır altı edildi. Bilmiyoruz. Bilimi ticaret ve politika yönettiği sürece gelişmesi zaman alacak.

Bu aynı Ankara'da metronun 50 yıl önce yapılmış olması gerekirken 2014'te halen yarım yamalak yapılmasına benziyor. Devlet akar yakıttan bu kadar çok para kazanıyorken neden toplu taşımaya önem versin ki? Devlet nedense arabaların havaya gönderdiği pisliği bilmiyor ve önemsemiyor. Belki de siz para kazanacaksınız diye küresel ısınmayı tetikliyoruz ve kıyameti yaklaştırıyoruz.

Ya da hava alanındaki taksicilere rant sağlamak için dışardan gelen taksilerin müşteri almasını yasaklamak gibi. Tüm dünyada enerji optimizasyonu üzerine çalışmalar yaparken, Türkiye'de bunlar hiç önemsenmiyor. Taksinin yaktığı yakıt, havaya verdiği zarar önemsenmiyor.

Ya da insanların bilerek cahil bırakılması örneği. Mesela insanlar cahil olursa daha kolay yönetilir. Ortaya bir din kuralı atarsın hepsi uyar. Devlet söylüyor diye değil, kitapta yazıyor sandıkları için yaparlar. Ortaçağ diye binlerce yıllık bir karanlık dünya yaşamamızın başka hiçbir açıklaması olamaz.

Bilim o kadar gelişmeye açık ki, ama geliştirilmesi için sadece fırsat yaratılmıyor. İnsanlar, yönetimler, politik sebepler... Bilime biraz daha fazla önem versek, herkes atomu parçalayabilecek güçte olabilirdi. Ne zaman böyle jetgiller'deki gibi bir dünyada yaşayacağız bilmiyorum, ama mümkün olduğunu biliyorum.

Seval U.

Thursday, April 3, 2014

Bizde de tereyağı var, yok mu?


Renkler ve zevkler tartışılmaz derler. Ama bir bakıyorsun hakikaten adamların rengi ve zevki mükemmel. Misal İtalyan mutfağı. Adamların damak zevki bizimkine çok benziyor ama neden İtalyan mutfağı daha ünlü? Geçen bir film izledim, ünlü bir şef "İtalyan mutfağının 3 püf noktası nedir?" diye sordu, yardımcı şef şöyle cevap verdi "Tereyağı, tereyağı, tereyağı.". Cevabı duyunca şef "Doğru." dedi. Bizde de tereyağı var, yok mu?

Aslında bahsetmek istediğim konu kültür farkları. Amerikanın silikon vadisi neden bu kadar ünlü diye düşünelim. Bir usta size "Silikon vadisinin 3 püf noktası nedir?" diye sordu farz edin.

Almanların cevabı "Çalışmak, çalışmak, çalışmak".

Hintlilerin cevabı "Okumak, okumak, okumak".

Napolyonun cevabı "Para, para, para".

İngilizlerin cevabı "Kahve, kahve, kahve".

Rusların cevabı "Casusluk, casusluk, casusluk".

İtalyanların cevabı "Mafya, mafya, mafya".

Türklerin cevabı ise "Kader, kısmet, nasip".

Cevaba bak. Facebook fotoğrafınıza aniden gelen akraba yorumu gibi. Bir Türk, Silikon vadisinde de kursa şirketi, Türk gibi davranmaya ve Türk gibi yönetmeye devam ettikçe Amerikan kültürünü şirketine yansıtamaz. Çünkü Türk yöneticilerin dünyayı kurtarmak umurlarında değil, onlar sadece kendilerini kurtarmak peşindeler.

Aynaya bakıp ne soruyorsunuz kendinize her sabah? Galiba hiçbir şey. Çünkü kötü kraliçe bile artık aynaya bakıp soru sormuyor, onun yerine Google'dan soruyor "En güzel kim bu dünyada?". En iyi kim? Amacımız ne? Ben ne yapmak istiyorum? Bunları artık sormuyoruz, soramıyoruz. Beynimizin bu soruları soran kısmında ya tümör var, ya oksijen gitmiyor, ya da öyle bir kısım yok.

Amerika'da insanlar 6 ay çalıştığı yerden ayrıldığında arkasında çalıştığı her insandan referans alarak ayrılıyorlar, ve herkes birbirine ileride yine beraber iş yapabileceklerini belirtiyor. Sonra bu çalışkan kişi Silikon Vadisinde kurulmuş bir Türk şirketine giriyor, 4 yıl çalışıyor ve ayrılıyor, elinde sıfır referans ile.

Türk yöneticilerden hiç birisi Linkedin'den yorum bırakmak şöyle dursun, seni arkadaş olarak bile eklemezler. Amazon'daki yöneticin seni arkadaş olarak eklerken ve sana özel referans yazarken, Facebook kurucusu Mark Zuckerberg stajyerlerle bile anı fotoğrafı çektiriyorken, Türklere bak bir de, seni adam yerine bile koymazlar, MIT'de MBA yaparlar ama akıl hala Türk aklıdır. Bunlara nasıl dayanıyoruz? Küçükken okuldan eve gelip rosalinda izlemek zorunda kalan bir nesil olarak iyi bile dayanıyoruz.

İşten ayrılan eleman Amerika'da kolayca kendi işini kurabilir. Çünkü yatırımcı ağı gelişmiş. Bir gün gelir kendi şirketini kurarsın ve onlardan çok daha fazla para kazanırsın. Seni kaale almayan eski Türk yöneticilerin etkinliklerde gelip pişkin pişkin senin 40 yıllık ahbabınmış gibi davranırlar, ama arkandan seni kötüleyen saçma sapan şeyler söylerler. Türk yönetici kafasıyla ancak bu kadar Silikon vadisi şirketi olunabilir.

Yani Türklere Türk olmayı bırakın demiyorum, Türk kültürünü bir yana bırakın diyorum. Bizde Türk kültürü dönerciliktir. Döner yapar satarsın. Nerede bir dönerci varsa tam karşısına dükkan açarsın. Elemanlarını aşağılayarak geliştirmeye çalışırsın. İşten ayrılan eleman artık o dükkanın olduğu sokaktan bile geçmez. Bağlar kopar, network oluşmaz. Biz küçükken sokakta öğretmenimizin olduğunu görünce yolumuzu değiştiren insanlardık. Böyle bir nesilden network oluşturmasını nasıl bekleyeceksin. Velakin yazılım yapıp satacaksan işte bu iş böyle yürümez.

Sözün özü bugün bütün Türk kültürünü Candy Crush'taki gibi bir araya getirip patlatasım var. Bir yerde okumuştum, diyor ki: en iyi yaşam formu cidden Teletabilik. Dert sıfır. Yemek yiyip uyuyup sarılmak var sadece. Vücuda bağlı dahili televizyon bile var. MÜTHİŞ.

Haa soruya Amerikalıların cevabını vermedik. Amerikalıların cevabı "network, network, network"

Dipnot: Yılın espirisi Mahmut Tuncer'den geliyor. "Tereyağın var mı? (Var var) Ne duruyorsun (Ne yapayım) Helva yapsana helva yapsana!"
***

Wednesday, March 26, 2014

Sardı korkular gelecek yıllar...

Okuyucu. Napıyosun. İyi misin. Her zamanki gibi okuyo musun. İyi iyi maşallah. Bak bi fıkra anlatcam.

Bankanın birine beş tane yamyam, bilgisayar programcısı olarak işe başlamış. Onlardan sorumlu müdürleri bu işlerinde iyi para kazanabileceklerini yalnız yemeklerini bankanın yemek salonunda yemeleri gerektiğini ve hiçbir banka çalışanına dokunmamalarını tembih etmiş. Aradan 1 ay geçmiş, müdürleri gelmiş ve hizmetçi kızın kaybolduğunu ona bişiler yapıp yapmadıklarını sormuş. Ancak yamyam bilgisayar programcıları hizmetçiye dokunmadıklarını yemin ederek söylemişler. Müdür gittikten sonra yamyamların başkanı sormuş:
– Ulan içinizden hanginiz hizmetçiyi yedi?
İçlerinden biri kısık sesle:
– Ben yedim, demiş.
Başkanları sinirlenerek şöyle demiş:
– Manyak herif, biz bir aydır grup direktörünü, proje müdürünü ve insan kaynakları müdürünü yedik kimse farkına varmasın diye, nasıl olsa hiç bi işe yaramıyorlar, sen gidip hizmetçiyi niye yiyorsun?

Öyle işte:D O değil de bir teknoloji bloguna ne yazılır. Başka ne yazılır ki. Sonra bu yazılar Google'da köşe bucak sorununa cevap arayan çömez yazılımcılar tarafından bulunur, okunur, faydalanılır ve sonra tarayıcının tabındaki çarpısına basılmak suretiyle terk edilir. Bu adamlara ne yazabilirsin ki. Adam Google'dan "örnek use case diyagramları" diye arayarak gelmiş, bu adamdan başka ne bekleyebilirsin ki. Okusun faydalansın, bir yorum bile bırakmadan çıkıp gitsin. Arkasına bakmadan. Olmaz artık, kapı açık. Arkanı dön ve çık istenmiyorsun artık. Bir zamanlar sen de bana acımadın. Yalnız kaldım, yıkılmadım ayaktayım...

Eeeee bana ne faydası var bunun? Birkaç kez beni heyecanlandıran durumlar oluşmuştu. Ama çok eskiden. Mesela bir gün bu blogda yazdıklarımı Gezegen adı verilen Linux camialarına eklemek istediklerini söylemişlerdi, ben de o gün havalara uçmuştum. Başka bir gün birileri benim How-To dökümanlarımı Stackoverflow'da sorulara cevap olarak yollamıştı ve gerçekten yazılarım o zaman işe yaramıştı. Sonra başka bir gün de bir Alman buradaki bir yazıdan faydalandıktan sonra bana Paypal'dan bağış göndermek istediğini bildirmişti. Ben de reddetmiştim:) Yine de onore olmuştum.

Sonuçta elime bir şey geçmedi. Yani işi ticarete dökmediğim için böyle oldu. Napalım reklam meklam işlerini de pek sevmem. Blogda reklam olması hiç hoşuma giden bir şey değil. Belki ilerde koyarım dedim ama hiç koymadım. İşte böyle oldu okuyucu.

Bir okuyucumdan mail gelmiş. Kendisini beni çok sevindirdiği için kutluyorum. Bana bloga yeniden yazı yaz demiş. Yahu ben zaten yazıyorum. Ama başka bir bloga. En azından yazılarımı okuyan insanların olduğu ve bana bir faydası dokunan bir bloga yazıyorum. Buradaki gibi elin örnek use-case diyagramlarını paylaşmıyorum orada. Gayet hoş ve nezih bir yer orası. Düşüncelerimi, mutsuzluklarımı, modalarımı, hayatlarımı, reklamlarımı yazıyorum orada. Merak edenler için link de vereyim TIK TIK.

Güzel şeyler bunlar. İnsanda az akıl olacak, kafa olacak, mantık olacak. Düşünce üretecek bu beyin. Makina gibi vızır vızır çalışacak. Yaratacak. Rengarenk bir dünya yaratacak kendine. En önemlisi ise okuyacak. Ancak o zaman "html box shadow" ya da "bootstrap nedir" tarzı yazılardan kurtulup bambaşka bir dünyaya geçebiliriz.

***

Tuesday, February 25, 2014

indir.com Mobil Uygulama Yarışması


Eğer 1 Ocak 2014 tarihinden sonra ilk defa yayınlanmış yaratıcı bir mobil uygulamanız varsa, mutlaka bu yarışmaya katılın :)


İndir.com, mobil uygulama yarışması yapıyor. Son katılım tarihi 15 Nisan 2014. Google Play, Apple AppStore veya Windows Phone Store'da yayınlanmış bir mobil uygulama ile katılabilirsiniz. Detayları http://www.indir.com/yarisma/ adresinden görebilirsiniz.

Ödüller hem jüri hem de halk oylaması ile belirleniyor. Jüride çok değerli isimler gördüm. Halk oylaması 18 Nisan 2014 tarihinde başlayacak. Ben halk oylaması kısmına dahil oluyorum:)

Tabii ki biz yazılımcıları ilgilendiren kısım ödüller :) Ödüllere baktım, çok güzel. Birinciye 4.000TL ve yanında bir yığın hediye daha var, mesela 1 hafta San Fransisco (Silikon Vadisi) tatili. İkinciye Antalya'da 1 hafta tatil ve yine ekstradan hediyeler var. Üçüncüye gelirsek Kapadokya tatili ve bir sürü ekstra hediye var.

Ödüller bitmedi:) Windows Phone telefon ödülleri Nokia sponsorluğunda en iyi Windows Phone uygulamalarına veriliyormuş. Windows Phone birincisine Nokia'dan Lumia 1320, ikinciye Nokia'dan Lumia 820, üçüncüye Nokia'dan Lumia 625 hediye edilecekmiş. Kaçırmayın derim.

Ödül listesi şurada efendim: http://www.indir.com/yarisma/#Award

Ödül töreni 16-17 Mayıs 2014 tarihlerinde ODTÜ Kültür ve Konferans Salonunda düzenlenecek olan Android Geliştirici Günleri'nde yapılacak. Çok değerli yazılımcıların ve Jüri üyelerinin orada olacağını düşünerek, en azından onlarla tanışmak için bu ödül törenine katılabilirsiniz :)

Bu yarışma için indir.com ve yönetici ortağı Hasan Yaşar'a çok teşekkür ederiz.

İşte bu da İndir.com Mobil Uygulama Ödülleri'nin afişi:



***

Saturday, February 22, 2014

How to install Symfony2 in Ubuntu?

I was using Ubuntu 12.10, then I installed Ubuntu 13.10. Both have the same instructions. You can try my steps in both. If you want, you can follow the steps of the official Symfony book: http://symfony.com/doc/current/book/installation.html. However I am writing my own description here, because mine is more clear for me.

First of all, I would like to thank my Symfony experts who helped me very much indeed:
- David Romaní from Spain
- Ivan Maksimovic from Stockholm
- Gleb Tiltikov from Russia
- Adrian Negreanu from Romania
- Timu Eren from Turkey

Step 1:

Geting the Composer:

Remember to get https://getcomposer.org/ and http://git-scm.com/ installed before to start.

You can use curl library to get composer:
curl -s https://getcomposer.org/installer | php

Or download composer installer from here: https://getcomposer.org/installer
Just copy the content and save it with name composer.php in your project folder, then run it with the following command to create composer.phar file automatically:
php composer.php

To make Composer globally usable, move composer.phar into /usr/local/bin without extension:
sudo mv composer.phar /usr/local/bin/composer

Make it executable:
sudo chmod +x /usr/local/bin/composer

Now you can check:
composer --version

Step 2:

Downloading Symfony:

Go into your project folder on terminal. Download symfony via composer:
composer create-project symfony/framework-standard-edition . 2.4.*

It will ask you the configuration parameters, you can just click enter to use the default parameters or you can change them. I am just changing the mysql user's password. The others are the same. Here is the screenshot:


Be sure you are at the Symfony project folder. Now, to check Symfony is installed ok:
php app/check.php

Run these 3 commands in order:
APACHEUSER=`ps aux | grep -E '[a]pache|[h]ttpd|[_]www|[w]ww-data' | grep -v root | head -1 | cut -d\  -f1`

sudo setfacl -R -m u:"$APACHEUSER":rwX -m u:`whoami`:rwX app/cache app/logs

sudo setfacl -dR -m u:"$APACHEUSER":rwX -m u:`whoami`:rwX app/cache app/logs

Fixing Error Messages and Configuring Apache:

Open your browser and test your new project. If you configure your Apache's localhost, you should see the Symfony project. If you are getting 403 Forbidden error on your browser, you should create a correct virtual host like this (I installed symfony into my home folder, so I am using this Apache configuration):

Open Apache configuration file:
sudo gedit /etc/apache2/sites-enabled/000-default.conf

Delete whole content. Copy and paste the new content below (You should change where the DocumentRoot, log files and Directory):
 ServerName mywebsite.com
<VirtualHost *:80>
 DocumentRoot /home/seval/symfonyproject/web
 CustomLog /home/seval/symfonyproject/tmp/access_log common
 ErrorLog /home/seval/symfonyproject/tmp/error_log
 <Directory "/home/seval/symfonyproject/web/">
    #Options FollowSymLinks
    Options Indexes FollowSymLinks Includes ExecCGI
    AllowOverride All
    Require all granted
 </Directory>
</VirtualHost>
  
Our project folder is not the Apache's document folder. Actually the "web" folder in Symfony is the real document root of Apache. Please do not forget it.

If you don't want to use Apache as a server, you can just use PHP's server:
php -S localhost:9090 -t web

If you are getting 404 Not Found error from the browser, maybe you are looking the wrong place :) When you create your first bundle, your server will work on development, so you should open /app_dev.php like http://mywebsite.com/app_dev.php/

Step 3:

Creating a bundle:

There is an example demo bundle in Symfony which name is AcmeDemo, but we should create our own bundle. To create a bundle:
php app/console generate:bundle --namespace=MyCompany/HelloBundle --format=yml

I am just clicking the enter if it asks anything. But I am writing "yes" when it asks "Do you want to generate the whole directory structure?". Here is the screenshot:



Creating a database:

If you write "symfony" as a database name while you were installing the symfony, the following command will create this database automatically:
php app/console doctrine:database:create

After that, you should see the project on your browser. The first appearence will be like this:

You should create also an Entity folder in src/MyCompany/HelloBundle/ folder. Then you can just create new PHP class like User.php and "User" will be your table name in database. You should write your columns into this class. Every class should have an unique ID parameter, so you should add these into every class:
/**
* @ORM\Id
* @ORM\Column(type="integer")
* @ORM\GeneratedValue(strategy="AUTO")
*/
protected $Id;

I think you can write your first Entity like the following:
/**
 * User Table on Database
 * User: seval
 * Date: 2/22/14
 * Time: 10:28 PM
 */

namespace MyCompany\HelloBundle\Entity;
use Doctrine\ORM\Mapping as ORM;
use Symfony\Component\Validator\Constraints as Assert;

/**
 * @ORM\Entity
 * @ORM\Table(name="User")
 * @ORM\Entity(repositoryClass="MyCompany\HelloBundle\Repository\UserRepository")
 */
class User {
    /**
     * @ORM\Id
     * @ORM\Column(type="integer")
     * @ORM\GeneratedValue(strategy="AUTO")
     */
    protected $id;

    /**
     * @ORM\Column(type="string", length=255, nullable=true, name="username")
     */
    protected $username;
} 
Now open your console, go to symfony project folder and run this command:
php app/console doctrine:schema:update --dump-sql

This command will give you sql like this:

CREATE TABLE User (id INT AUTO_INCREMENT NOT NULL, username VARCHAR(255) DEFAULT NULL, PRIMARY KEY(id)) DEFAULT CHARACTER SET utf8 COLLATE utf8_unicode_ci ENGINE = InnoDB;

Now you can copy and paste it. You should run this sql command in phpmyadmin or mysql query console.

The goal of Doctrine (ORM) is that you can work with entity objects directly (not records from a table). If the connection between symfony and the database is well configured then symfony commands deal with mysql automatically. First of all, we need to describe our entity classes and their relationships. You can take a look at these entities examples https://github.com/davidromani/ionaiona/tree/master/src/Flux/ProductBundle/Entity

You only need to execute 1 command:
php app/console doctrine:schema:update --force

At this point if you go to phpmyadmin you will see a wonderful magic inside the symfony database. More basic information about doctrine mappings here http://docs.doctrine-project.org/projects/doctrine-orm/en/latest/reference/basic-mapping.html and here http://docs.doctrine-project.org/projects/doctrine-orm/en/latest/reference/association-mapping.html but be careful because in Symfony+Doctrine annotations we need to type @ORM\Entity or @ORM\Column (not @Entity or @Column like in the examples)

So, keep in mind these commands:
app/console doctrine:mapping:info

app/console doctrine:schema:validate

They are very usefull to know if everything is ok between the objects world and the relational world.

Next, you need to create a repository class, this is the interface where you perform actions against the database like find an object, update, delete, etc... So create the file src/MyCompany/HelloBundle/Repository/UserRepository.php and write this:
namespace MyCompany\HelloBundle\Repository; 

use Doctrine\ORM\EntityRepository; 

class UserRepository extends EntityRepository 
{ }

So if we extend our users repository from Doctrine\ORM\EntityRepository we automaticly get this methods available: find, findAll, findBy, findOneBy (and more...), but we can add new methods too. For example getAllEnabledUsersSortedByName() etc.

Finally, go to your method inside in the controller and add the following codes. Assume that you are writing a login method:
public function loginAction() 
{ 
      $em = $this->getDoctrine()->getManager(); // this is how we get the doctrine service 
      $user1 = $em->getRepository('MyCompanyHelloBundle:User')->find(1); // retrive the user with id = 1 directly from the users repository 
       return $this->render('MyCompanyHelloBundle:Access:login.html.twig', array('user1' => $user1)); // put user1 (if exists) into the view 
}

Of course, at this point, you need a user with ID=1 into DB, and put into twig template {{ user1 }} inside the block content if you want to see something.

Read this page http://symfony.com/doc/current/book/doctrine.html. It is very long but very usefull.

After creating an Entity: If you want to generate set and get methods automatically, you can use the following command:
$ app/console generate:doctrine:entities MyCompanyHelloBundle
Generating entities for bundle "MyCompanyHelloBundle"
  > backing up User.php to User.php~
> generating MyCompany\HelloBundle\Entity\User


In next post, we can review this subject more deeply and we would see forms, validations and how to reuse third-party bundles. Please comment below if you have a question. See you later.

***

How to install Realtek Semiconductor Co., Ltd. Device rtl8723e Wireless Wlan Driver into Ubuntu 12.10

If you installed Ubuntu 12.10 and your wireless does not work, you should install your Wireless Driver. This problem can be seen especially on Toshiba Satellite laptops which has Realtek Semiconductor Co. Ltd. Device Wlan driver.

Firstly, you should install the following packages into your Ubuntu 12.10:

build-essential, libc6-dev, gcc, g++, make, dpkg-dev, linux-headers-generic and linux-headers matching your running kernel.

Find out your running kernel with:

uname -r

For example, if you get 3.5.0-46-generic, then you will need to download and install linux-headers-3.5.0-46-generic.

If you are downloading these files from another computer and carrying them to your computer in a USB disk, follow here: When you have all these packages downloaded, move them to the desktop of the Ubuntu machine and install them with:

sudo dpkg -i Desktop/*.deb

The wildcard * means install all the .deb files. Be sure to download 32-bit or 64-bit as appropriate. At the download site, 32-bit are called i386 and 64-bit are amd64.

Now download the driver package here: http://dl.dropbox.com/u/57056576/DRIVERS/REALTEK/rtl_92ce_92se_92de_8723ae_linux_mac80211_0006.0514.2012.tar.gz

Transfer it to your desktop, too. Right-click the tar.gz and select Extract Here.

Open base.c with a text editor. Comment out (or remove) the line 320 which is "IEEE80211_HW_BEACON_FILTER" (line 320 in base.c). This will handle with a problem which mentions here http://askubuntu.com/questions/203078/wireless-card-realtek-rtl8723ae-bt-driver-not-compiling-on-quetzal

Back in the terminal, do:

cd ~/Desktop/rtl_92ce_92se_92de_8723ae_linux_mac80211_0006.0514.2012
make
sudo make install
sudo modprobe rtl8723e

Reboot your computer. Good luck.

***
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...